Ocak 31, 2012

mektup

apartmanının önüne gelmişti ancak kafası o kadar karışıktı ki oraya nasıl geldiğini bile hatırlamıyordu.içeriye girip asansörü çağırdı.4. kata çıkıp dairesine girdi.kapının kilidi bir süredir sorunluydu.biraz zorlansa da kapıyı açtı.yorgun hissediyordu ancak bu bedensel değil zihinsel bir yorgunluktu.paltosunu fortmantoya asıp salona geçti.kitabı masaya bıraktı.hemen ardından zil çaldı."kim o?" diye seslendi içeriden ama ses gelmedi.gidip kapıyı açtı ancak kimse yoktu.fakat asansörün ışığı yanıyordu.asansör zeminde durdu.kim olduğunu görmek için salonun penceresine koştu ancak apartmandan çıkan kimse yoktu.sokak kalabalık değildi.biri çıksaydı görürdü mutlaka.içeriye koşarken kapıyı kapatmamıştı.kapatmak için kapıya doğru gitti.o sırada paspasın üzerindeki zartfı farketti.zarfı eline aldı fakat üzerinde isim yazmıyordu.zili çalan kişi bırakmış olmalıydı.eve girerken orda olsa fark ederdi mutlaka.kapıyı kapatıp içeri girdi.zarfı açtı, içerisinden bir mektup çıktı.mektubu okumaya başladı:

"lafı uzatmadan direk konuya gireceğim.elindeki kitaptan haberimiz var.kitap için görüştüğün kadın sana yalan söylüyor.amacı seni bize karşı kullanmak.her şeyin cevabı o kitabın içerisinde.kendin oku ve karar ver ne yapman gerektiğine..

bizimle misin yoksa onlarla mı?

not: kararını verdiğinde e-posta hesabını kontrol et.bize nasıl ulaşabileceğinin cevabı orada.."

Ocak 30, 2012

bize katıl

adam kafenin içerisine göz gezdirdi.o kadını arıyordu.kadın da dikkatli gözlerle adamın kitabı getirip getirmediğine bakıyordu.göz göze geldiler.adam kadının olduğu masaya ilerledi.yanına geldiğinde "merhaba" diyerek elini uzattı.kadın da aynı şekilde karşılık verdi ve el sıkışıp oturdular.adam kitabı masaya koydu.deri kabı olmadığını farketti kadın:

- demek kartviziti bulmuşsun.
- evet.ne demek oluyor tüm bunlar?
- kitabı okumadın mı?
- hayır.
- haklısın.uyarılar çok sert.karar vermek zaman alır hep..

o sırada garson adamın yanına gelip bir isteği olup olmadığını sordu.kadının önündeki kahve fincanını gören adam "ben de bir fincan kahve alabilir miyim?" dedi garsona.garson "peki" diyerek ayrıldı masadan.birkaç dakika içerisinde gelmişti kahvesi.kadın konuşmaya devam etti:

- ne öğrenmek istiyorsun?
- amacınız ne?
- bu kitabı sana ulaştırmak.
- neden?
- bir dostumuz senin bize yardımcı olabileceğini söyledi.
- kim?
- kitabı okuduğunda o sana ulaşacak.
- kitabı okuyacağımı nereden biliyorsun?
- okumayacak mısın?

bu soru üzerine bir süre sessiz kaldı.kahvesinden bir yudum aldı.hala kararsızdı ne yapması gerektiği konusunda.kadına dönüp konuşmaya devam etti:

- kafam çok karışık.kitabın içeriğiyle ilgili daha fazla bilgi edinmem gerek.
- gizli örgütler ve onların gizli faliyetleri hakkında tamamen kişisel deneyimler ve örgütlerin içerisine sızmış ajanların verdikleri bilgiler.dolayısıyla bunları bilmek birçok düşman kazandırabilir sana.
- anlıyorum.peki şu kartvizitteki şirketin bununla ilgisi ne?
- tüm cevaplar o kitapta.

kadının cevapları adamın kafasındaki sorulara cevap vermekten çok kafasının daha fazla karışmasına neden olmuştu.ama artık ne yapması gerektiğini biliyordu, kitabı okuyacaktı.kadın kahvesini bitirdi ve "kitaba sahip çık" diyerek ayrıldı kafeden..

Ocak 29, 2012

buluşma

kendine bir kahve söyleyip misafirini beklemeye başladı.saatine baktı.buluşma vaktine 10 dakikadan fazla vardı.birkaç dakika içinde gelmişti kahvesi.fincandan bir yudum aldı.kreması az gelmesine rağmen kahve güzeldi.zaten son zamanlarda biraz kilo almıştı.formuna dikkat etmesi gerekiyordu.kadın tekrar baktı saatine.birkaç dakika daha bekleceğini düşünürken adam kapıdan içeriye girdi..

- 3 saat önce -

adam evde oturmuş ne yapması gerektiğini düşünürken telefonu çaldı:

- merhaba
- siz kimsiniz?
- geçen hafta kitapçıda karşılaşmıştık.
- evet hatırladım.ben de senden haber bekliyordum.o kitabı neden verdin?
- buluştuğumuzda hepsini anlatacağım.
- ne zaman?
- bugün saat 16:00 uygun mu.
- evet uygun.peki nerede?
- geçen gün karşılaştığımız kitapçının karşısındaki kafede
- tamam
- kitabı getirmeyi unutma..

kadın cevabı duymayı beklemeden kapatmıştı telefonu.adam konuşmanın şaşkınlığını üzerinden atıp hazırlanmaya başladı..

Ocak 28, 2012

hayal evi

internette yaptığı araştırma sonucunda kartvizitteki şirketin bir organizasyon firması olduğunu gördü.çok büyük bir şirket gibi görünmüyordu.düğün, nikah, kokteyl, kutlama vs. organizasyonları ile ilgileniyordu.iddialı bir sloganları vardı..

"yapabileceklerimizin sınırını sizin hayal gücünüzdür"

iddialı olduğu kadar kendinden emin bir slogandı bu.müşterilerin şirket hakındaki görüşleri olumluydu.olumsuz bir yoruma rastlamadı hiç.şirketi incelemeye devam etti.bir müşterinin yorumu her şeyi anlatmaya yetmişti:

"yaptığı organizasyonları diğerlerinden ayıran bir benzerinin olmaması.her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp mükemmel olması için hiçbir masraftan kaçınmıyorlar.doğal olarak ücretleri de rakiplerinin birkaç misli.zaten rakipleri de yok sayılır.çünkü, bu işi bu kadar üst seviyede yapabilen yok.herkesle değil sadece seçkin müşterilerle çalışıyorlar.bu şirkete bir organizasyon yaptırabilmek için mutlaka daha önce bu şirketin müşterisi olmuş bir referansınız olması gerekiyor.aksi takdirde ne kadar para ödeseniz de hiçbir şansınız yok.."

bunları okumak onu şaşırtmamıştı ancak kitapla bir bağlantı kuramamıştı.halk arasında "seçkinler kulübü" olarak adlandırılan "hayal evi"ni biraz daha araştırması gerektiğini düşündü.iki seçenek vardı önünde; şirkete gidip bir yetkiliyle görüşmek ya da müşterilerden bilgi almak..

Ocak 27, 2012

gizli bir kartvizit

o günün üzerinden neredeyse 1 hafta geçmişti.bir e-posta dışında ne bir habervardı ne de kitabı soran birisi çıkmamıştı karşısına..

tüm hafta sonu evdeydi.kitaptaki ve e-postadaki uyarılara rağmen kitapta yazılanları merak ediyordu.her şeyi kenara bırakıp okuyacaktı artık.zaten 1 haftadır zor tutuyordu kendini.zaten kitapçıdaki kadın ona "belki bu ilgini çeker" diyerek vermişti kitabı.okumasını istiyor olmalıydı.zaten okumadan bir cevap bulması imkansızdı artık.kitabı almak için rafa uzandı fakat kitap elinden kayıp yere düştü.kitabın deri kapağı açılmıştı köşesinden.altında başka bir kapak vardı.kapağı görmek için deri kabı soydu.kapağın altından küçük bir kağıt çıktı.bu bir not değil kartvizitti.ancak telefon numarası ya da adres yer almıyordu.yalnızca bir şirket ismi vardı.kartviziti kenara bırakıp kitaba baktı tekrar.kapağında kabartma bir yazı vardı:

"çok gizli"

bu da neydi şimdi? gizli, yasak, tehlikeli vs. uyarılar canını sıkmıştı artık.bilgisayarını açıp kartvizitte yazan şirketi araştırmaya başladı..

Ocak 26, 2012

garip bir not

"niye?" diye düşünmek saçmadır bazen..!!

neredeyse yarım saattir masanın üzerindeki kitaba bakıyordu.okuduğu şey kitabın deri kapağını açmasına engel oluyordu.her denemesinde sanki birkaç ton ağırlığındaymış gibi hissediyor, gücü yetmiyordu açmaya.belki de kadını beklemeliyim diye düşündü.ondan daha ayrıntılı bir bilgi almak istiyordu.bu kitabın neden bu kadar önemli ve tehlikeli olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu.eğer öyle olsa nasıl onun eline bu kadar kolay geçebilirdi ki? belki de o kadar kolay olmamıştır diye düşündü.o kadını kafede de görmüştü ve yanında bir kadın daha vardı.onunla bir şeyler konuşuyordu.daha doğrusu o bir şey anlatıyor, karşısındaki ise sadece dinliyordu.acaba ne anlatıyordu? ona kitaptan mı bahsediyordu yoksa sadece onu takip etmek için mi oradaydılar? diğer kadın da ona benziyordu.giyim tarzları, saçları ve aksesuarları neredeyse aynıydı.uzaktan bakıldığında ayırt etmek olanaksızdı.muhtemelen ikisi de bu işin içindeydi ancak bu soruların cevabını yalnızca o kadın verebilirdi.bilgisayarını açıp e-postalarına baktı.birkaç reklam mesajının arasında bir de tanımadığı birinden gelen bir mesaj vardı.tıklayıp açtı mesajı.mesaj kısaydı ancak bir anlam verememişti.bu kitapla mı ilgiliydi yoksa biri onunla dalga mı geçiyordu? belki de önemsiz bir şeydi ancak kafasından çıkmıyordu.bilgisayarı açık ve ekranda hala o 2 cümlelik mesaj vardı sadece..

"tesadüf diye bir şey yoktur.bazı şeylerden kaçabilirsiniz ancak kaderinizi değiştiremezsiniz..!!"

Ocak 25, 2012

kitapla ilgili bilgiler

duştan çıkmış, saçlarını kuruluyordu.çabucak giyinip salona gitti.kitabı okumak için sabırsızlanıyordu.koltuğa oturup kitabı eline aldı.duş iyi gelmişti, rahatlatmıştı onu.kitabın kapağını açıp birkaç sayfa çevirdi ve önsözü okumaya başladı..

"önsöz

değerli okur,

bu kitabı kimin yazdığından çok, içindeki bilgiler önemlidir.işte bu nedenle yazara ve kitaba katkıda bulunanlara ait bir bilgi yer almamaktadır.."

okumaya devam etti.birçok şey yazıyordu ancak bilgilerin nasıl ya da kim tarafından elde edildiği hakkında birşey yoktu içerisinde.son paragraftaki not dikkatini çekmişti.şunlar yazıyordu:

"bu kitap belki de elimizde kalan tek kopya.bu yüzden özenle saklanmalı ve hiçkimseyle paylaşılmamalıdır.kitabın elinize geçişi asla tesadüf değildir.bu kitap size birçok düşman kazandıracaktır.eğer kitap isteğiniz dışında elinize geçtiyse mutlaka aldığınız kişiye ulaşın ya da tek bir kelime daha okumadan onun size ulaşmasını bekleyin..

kitapta tahmin edebileceklerinizden çok daha fazlası var..

not: öğrendikleriniz size ve sevdiklerinize zarar verebilir!!"

bunlar da ne demek oluyordu? bahsedilen düşmanlar kimlerdi? bunlar ve daha birçok soru oluşmuştu zihninde.tek cevabı bu kitaptaydı belki de.ancak sondaki "öğrendikleriniz size ve sevdiklerinize zarar verebilir!!" notu okumakta tereddüt etmesine neden olmuştu.kitabı kapatıp mutfağa gitti.kendine bir fincan kahve hazırladı.kafasını toplaması ve tüm bunları düşünmesi gerekiyordu..

Ocak 24, 2012

davetsiz misafir

eve gitmek çok vaktini almadı.içeri girip kitabı salondaki masaya bıraktı.yorgundu ancak içinde yazılanları da merak ediyordu.perdeyi aralayıp dışarıya baktı.yol boyunca birilerinin onu takip ettiği izlenimine kapılmıştı ancak kimseyi göremedi.sokak bomboştu ve sandığı gibi kimse izlemiyordu onu.perdeyi kapatık koltuğa oturdu.işlerin stresinden paranoyaklaşmaya başladığını düşündü.sıcak bir duş yorgunluğuna iyi gelir hem de kafasını toplamasına yardımcı olur diye duşa girecekti.banyoya girip musluğu açtı, su sıcaktı.kafasında hala kitapçıdaki o kadın vardı.

kimdi o?
o kitabı niye ona vermişti?
kadını kafede görmesi tesadüf müydü yoksa onun için mi oradaydı?
daha doğrusu kitabı vermek için mi gelmişti oraya?
ve ne vardı o kitapta?

soru çoktu ancak henüz bir cevap yoktu elinde.tam üzerindekileri çıkarırken içeriden bir ses duydu.sanki kapı açılıyordu.içeriye doğru seslendi:

- kim var orada?

bir yanıt alamamıştı.musluğu kapatıp dikkatle dinledi ancak hiçbir ses gelmiyordu içeriden.ses çıkarmadan salona doğru ilerledi yavaş yavaş.kapı tam karşısındaydı ve içeride kimse yoktu.gidip kapıyı açtı ve merdivenlerden aşağıya baktı, hiçkimse yoktu.eve dönüp kapıyı kilitledi.derin bir nefes alıp kendine gelmeye çalıştı."deliriyor muyum acaba ben?" diye düşünüyordu her şeyden habersiz..

Ocak 23, 2012

deri kapaklı kitap

olayın şaşkınlığından kurtulup elindeki kitaba baktı.deri kapaklı çok kalın olmayan bir kitaptı.üzerinde ne bir yazar ismi ne de herhangi bir yazı bulunmuyordu.hafifçe kapağını kaldırdı.büyük harflerle "gizli örgütler" yazıyordu.kitabın yazarını aradı.ancak yazarına ya da basıldığı yayınevine dair bir bilgi bulunmuyordu.sayfayı çevirdi.

"bu kitapta yazılanların tümü gerçektir"

yazıyordu sayfada.bir sayfa daha çevirip önsöze göz attı.kitaptaki bilgilerin nasıl elde edildiği vs. şeyler yazıyordu.kitap ilgisini çekmişti.kasaya gidip satın almak istedi ancak kasadaki kadın bu kitabın onlara ait olmadığını söyledi.adam kitabın nasıl eline geçtiğini, kitabı veren kadını anlattıysa da bir sonuca varamadı.kitap o kitapçıya ait değildi.o kadın kitabı ona özel olarak getirmiş olmalıydı.kitabı alıp kitapçıdan çıktı ve kafeye döndü.kafeden ayrılalı neredeyse 20 dakika olmuştu.arkadaşları sormadan anlatmaya başladı:

- karşıdaki kitapçıyı görünce yeni çıkan kitaplara bakmak istedim.
- ilgini çeken bir şey bulmuşsun sanırım.
- eh işte..

diğer arkadaşı konuyu değiştirdi.futbol muhabbeti her zaman imdadına yetişirdi zaten.bir an önce kalkıp eve gitmek istiyordu.çok merak ediyordu kitapta neler yazdığını.belki de o esrarengiz kadından bir not ya da bir mesaj vardı içerisinde.yaklaşık yarım saat daha oturduktan sonra ayrıldılar kafeden.yalnız başına eve dönerken kitapta neler yazdığını ve o esrarengiz kadını düşünüyordu hala..

Ocak 22, 2012

kitapçıdaki esrarengiz kadın

sohbetten sıkılmış olmasına rağmen bir türlü ayrılamıyordu arkadaşlarının yanından.zaten son zamanlarda "işlerin yoğunluğu" bahanesine sığınıp pek görüşemiyorlardı.geldikleri kafe hoşuna gitmemişti.80'lerden kalma müzikler çalıyordu.iyice bunalmıştı."neden burdayım ki?" dedi kendi kendine."ben biraz hava alıp geleyim" diyerek izin istedi arkadaşlarından.kafenin dışına çıkarken gözleri köşedeki kadındaydı fakat kadının umrunda değildi bu.bakmadı bile o tarafa.arkadaşına bir şeyler anlatıyordu.birkaç adım sonra dışardaydı.çıktığında derin bir nefes aldı ve etrafı incelemeye başladı.hava soğuk olmamasına rağmen sokaklar boştu.hafta sonları daha kalabalık olurdu oralar ancak o gün neredeyse hiçkimse yoktu dışarıda.karşı kaldırımda köpeğini gezdirmeye çıkan kadın takıldı gözüne.bir zamanlar o da bir köpek sahibi olmayı istiyordu ancak hem apartmanda oturduğundan hem de ona ayıracak vakti olmadığından ertelemişti bunu.o sırada karşıdaki kitapçıyı farketti.işleri yüzünden uzun zamandır dosyalar dışında hiçbir şey okuyamamıştı.kitaplara göz atmak için karşıya geçti.kitapçıya girip son çıkan kitaplara baktı.ilgisini çeken bir kitap görememişti.daha çok komplo teorileriyle ve bilim kurgu romanlarıyla ilgilenirdi.eski sevgilisi bunların saçma olduğunu söylerdi hep.belki de bu yüzden ayrılmıştı ondan.ona göre çok realistti.hayal kuramayan insanlar yeni bir şeyler üretmekten acizdi ona göre.ama yine de aşıktı o kıza.her şeye rağmen hala aklındaydı.bunları boşverip raflara bakmaya devam etti.o sırada yanına gelen kadını farketti.bu kafede gördüğü kadındı.kadın, "belki bu ilgini çeker" diyerek elindeki kitabı uzattı.o kadar şaşırmıştı ki tek kelime edemedi.zaten bir şey söylemesini beklememişti kadın.kendine gelene kadar kadın ayrılmıştı kitapçıdan.adam elindeki kitapla adeta donup kalmıştı orada..

Ocak 21, 2012

neden ben?

uykusuz geçen bir gecenin sonunda raporunu tamamlamıştı.sabah ilk işi genel müdür'e raporu götürmek oldu.genel müdür rapora hızlıca göz attıktan sonra 'oyun'u inceleyip incelemediğini sordu.henüz fırsat bulamadığını söyleyince bunun çok önemli olduğunu ve bir an önce oyun hakkındaki raporunu hazırlamasını gerektiğini söyledi.
- profesör anlatmış olmalı bunun önemini.
- bahsetti biraz.
- peki ne düşünüyorsun?
- fazlasıyla etkilendim.
- sence başarı ihtimali nedir?
- henüz inceleyemedim ancak teoride gerçekleşmemesi için bir neden yok.yine de kesin fikrimi raporumda belirtmek isterim.
- anlıyorum.çalışmalarında neye ihtiyacın olursa çekinmeden söyleyebilirsin.
- peki efendim.
- sormak istediğin bir şey var mı?
- aslında ilk iş teklifi yaptığınız günden beri merak ettiğim bir şey var.
- nedir?
- ben niye bu şirketteyim? bu işi benden daha iyi yapabilecek onlarca kişi bulabilirsiniz ama niye ben?
- patron seçimlerinde çok hassas davranır.işe yeni biri alınacaksa onun yetenekleri, sadakati, sır saklayabilmesi, çalışma azmi, hırsı vs. gibi birçok şeyi göz önünde bulundurur.seni seçtiğine göre bu kriterlere en uygun kişi sensin demektir.

genel müdür'ün bu sözlerine başını "peki" anlamında sallayarak cevap verdi.izin alıp odadan ayrıldı.artık kafasındaki 'neden bu şirketteyim' sorusu büyük ölçüde cevap bulmuştu.hızlı adımlarla odasına gitti.keşfetmesi gereken bir oyun ve hazırlaması gereken bir rapor vardı..

Ocak 20, 2012

doğru bir seçim mi?

tasarımcı, oyunla ilgili raporlar tamamlandıktan sonra bir ekip kurulacağını, bu ekibin projenin geliştirme ve toplanan verileri inceleme alanlarında görev yapacağını söyledi.kendisinin de bu ekipte yer alacağını öğrendiğinde şaşırmadı.bu şirkete gelişi tesadüf değildi.birileri onu özellikle istemişti.başka türlü açıklanamazdı tüm bunlar.her gün yeni bir şey öğrenmesine rağmen daha merak ettiği onca şey vardı.en önemlileri de patron'un kim olduğu ve söylentilerin gerçeklik payı..

"yeni cevaplar ve yeni sorularla geçen bir gün daha" dedi kendi kendine.ama öncelikli işi mali dosyaları inceleyip bir rapor hazırlamaktı.bir an önce şu raporu bitirip 'oyun'a konsantre olmak istiyordu.tasarımcı'dan duyduğu şeylerden sonra bu iş teklifini kabul etmekle ne kadar doğru bir karar verdiğinden emindi artık.bunun rahatlığıyla raporunu hazırlamaya devam etti.'oyun' onu bekliyordu..

Ocak 19, 2012

basit bir program

birkaç dakika sonra elindeki dizüstü bilgisayarla asistan içeri girdi.bilgisayarı tasarımcı'nın önüne bırakıp odadan ayrıldı.tasarımcı bilgisayarı açıp göstereceği programı aradı.bulması çok uzun sürmdedi.bilgisayarın ekranını kadına çevirip "hadi dene" dedi.karşısında farklı renklerde 3 farklı sayı vardı.kadın:
- ne yapmam gerekiyor?
- seç birisini.
- neye göre?
- sen nasıl istersen.
kadın çok fazla düşünmedi bu cevabın üzerine ve sarı 3'ü seçti.karşısına farklı renklerde 3 farklı sayı daha çıktı.tasarımcı'ya baktı."seçmeye devam et" dediğini duyunca yeşil 6'yı seçti bu sefer.seçtikçe 3 farklı seçenek çıkmaya devam etti.bir süre sonra "sonucu gör" butonu çıktı.butona tıkladığında ekranda "yeşil 4" çıktı sadece.tasarımcı'ya sordu:
- bu ne demek oluyor?
- basit bir program.
- biraz daha açıklar mısınız?
- tabii.program 1'den 9'a kadar olan rakamları sarı, mavi, beyaz, mor, kırmızı, siyah, yeşil, pembe ve turuncu renklerde karışık olarak gösteriyor.yaptığın seçimleri hafızasında tutup en çok hangi rakamı ve rengi seçtiğini gösteriyor.
- peki bunu önemli kılan ne?
- dediğim gibi basit bir program bu.
- bundan ne öğrenmem gerekiyor?
- en sevdiğin renk yeşil değil mi?
- evet.
- ya en sevdiğin sayı?
- 4 demiyeceksin heralde.
- sen öyle diyorsun.
- nasıl yani?
- seçimlerin bunu gösteriyor.sen böyle düşünmesen bile bilinçaltın bunu gösteriyor.tabii bu program çok basit bir yöntem ve hata payı da çok yüksek.amacımız bunu hatasız ve daha geniş bir alanda uygulayabilmek.bu oyunla amaçladığımız tam olarak bu.insanların kendilerinin bile farkında olmadıkları, bilinçaltından geçenleri bilmek ve yönlendirebilmek.
kadın bunun sonucunda olabilecekleri düşündü.eğer bu veriler tam olarak kullanılırsa yapılabileceklerin sınırı yoktu.garip bir his vardı içinde.ama bu korkudan çok bu projede yer almanın verdiği heyecandı..

Ocak 18, 2012

hayallerinin peşinde bir mühendis

kadın, "bana herkes 'tasarımcı' der.sen de öyle diyebilirsin" diye devam etti konuşmasına.oyunun
kutusunu önüne çekip kutuyu açtı ve içinden biri siyah, diğeri beyaz iki taş çıkardı.satrançtaki 'fil'e benziyordu bunlar.tasarımcı devam etti konuşmasına:
- hangisini istersin?
- bir farkı var mı?
- oyunu inceleme fırsatın olmadı sanırım.
- evet.acil halledilmesi gereken işler vardı.
- aslında hepsi sadece bu oyun için birer paravan.
- nasıl?
- sana bu şirkete nasıl girdiğimi ve bu oyunu nasıl tasarladığımızı anlatayım.o zaman daha iyi farkına varabilirsin belki bunun bu şirket için sadece bir oyundan ibaret olmadığını.ama önce bir kahve içelim..
telefonu açıp iki kahve istedi.birkaç dakika içinde kahveler gelmişti.tasarımcı devam etti konuşmasına:
- ben bir yazılım şirketinde mühendis olarak çalışıyordum.iş basitti ancak hayalimin mesleği değildi.tek yaptığımız ufak şirketler için bilgisayar programları hazırlıyorduk.ama benim hayalim daha büyük işlerdi.bir gün bu şirketin bir bilgisayar mühendisi aradığı ilanını gördüm.başvurmak için çok fazla düşünmedim.başvuruya geldiğimde genel müdür karşıladı beni.yanında biri daha vardı.o zaman tanımasam da daha sonra patron olduğunu öğrenmiştim.
- ben daha tanışamadım patronla.
- acele etme.ben de bunca yıldır ancak birkaç kez görebildim.çoğu görüşmelerimiz bu oyun ile ilgiliydi.patron buna çok önem veriyor.başvuru yaptığımda hiçbir şey sormadılar.zaten beni tanıdaklarını ve yakından takip ettiklerini söylediler.ancak işe uygun olup olmadığımı anlamak için bir program hazırlamamı istediler.istedikleri program basit bir şeydi ancak bu oyunun temeli de o programa dayanıyor.
- nasıl?
- bunu anlatmak biraz zor.göstermek lazım.
tasarımcı telefonu açıp asistanından bilgisayarını getirmesini istedi.kadın merakla onu izliyordu."gittikçe garipleşiyor her şey" diyebildi sadece..

Ocak 17, 2012

küçük bir yardım

telefonu çaldı.arayan annesiyle.çok sık konuşamıyorlardı son günlerde.eski işyerinden ayrılıp yeni bir işe başladığını bile söyleyememişti.uzun uzun konuştular hepsini.annesi zaten hep takdir eder, onaylardı yaptıklarını.onunla konuşmak iyi hissettirdi kendini.birilerinden iyi bir şeyler duymak iyi gelmişti.telefonu kapattığında hafif bir tebessüm kaldı yüzünde.yapılacak bir çok işi vardı.en kısa zamanda bir rapor hazırlaması gerekiyordu."oyun" ve oyunla ilgili bilgilerin bulunduğu dosyalar masanın üzerinde duruyordu.merak ediyordu ne olduğunu ama henüz açıp bakamamıştı.genel müdür'ün isteğiyle öncelikli olarak şirketin eski mali dosyalarını gözden geçirmesi gerekiyordu.oyunu orada bırakıp şirkete gitmesi gerekiyordu.tüm evraklar oradaydı.şirkete gidip odasının bulunduğu kata çıktı hemen.odasına girdiğinde dosyaların onu beklediğini fark etti.masasına gidip çalışmaya başladı ancak aklında hep o oyun vardı.bir an önce raporunu bitirip oyunu incelemek istiyordu.dosyaları incelerken kapı çalındı.içeri gelen tanımadığı birisiydi."size nasıl yardımcı olabilirim?" diye sordu.kadın gülümseyerek:
- ben sana yardımcı olmaya geldim..
- siz kimsiniz?
- profesör söylemedi mi sana?
kadının suratında "hayır" anlamındaki ifadeyi görünce devam etti konuşmaya..
- boşver.zaten hep eksik yaparlar işlerini.ben rapor hazırlaman gereken oyunun tasarımcısıyım.seninle oynamak istedim bu oyunu.raporunu hazırlamana bir yararı olur belki..

Ocak 16, 2012

ilk toplantı

toplantı saati gelmişti.dosyaları alıp toplantı salonuna gitti.2 asistan onu bekliyordu.hemen arkasından da profesör odaya girdi.yanında tanımadığı bir adam vardı.bu adam pazarlama sorumlusu dedikleri kişi olmalıydı.kısa bir selamlaşmanın ardından masaya geçtiler.profesör konuya girdi hemen."artık birlikte çalışacaksınız.daha doğrusu pazarlama sorumlumuz sizin emrinizde olacak." dedi.bunu duymayı bekliyordu ama bu kadar çabuk olmasına şaşırmıştı.daha 1,5 gündür bu şirketteydi ancak uzun zamandır orada çalıştığını düşündüğü biri artık onun emrinde çalışacaktı.profesör ayrıntıları anlatmaya devam etti."şirketimiz birçok sektörde ar-ge çalışmaları yürütüyor.genel müdürümüzün sizden isteği yeni piyasaya süreceğimiz ürünle ilgili bir tanıtım kampanyası.birlikte bir sunum hazırlamanızı istiyor.ürünle ilgili detaylı bilgi önünüzdeki dosyada mevcut." diyerek dosyayı gösterdi.kalın bir dosyaydı.küçük bir incelemenin sonucunda piyasaya sürecekleri şeyin yeni bir oyun olduğunu anladı.bunu yasa dışı yapan ne olabilirdi ki? garip gelmişti tüm bunlar.ayrıca bunu pazarlamak da zor olmamalıydı.reklamcılık mezunu bir stajer bile yapabilir bunu diye düşündü.bunları düşünürken toplantı çoktan bitmişti.oyun hakkında bilgiler içeren bir dosya ve asistanlardan birinin verdiği kutuyla kalmıştı odada.kutuda o yeni oyun vardı.bir an önce eve gidip oyunu incelemek istiyordu..

Ocak 15, 2012

toplantıya hazırlık

alarmın sesiyle uyandı.televizyon izlerken koltukta uyuyakalmıştı.her yeri ağrıyordu ancak işe gitmesi gerekiyordu.daha ikinci gününde izin isteyemezdi ki.hemen bir şeyler atıştırıp çıkması gerekiyordu.yeni iş yeri eskisine nazaran biraz daha uzaktı.taksi durağını arayıp bir taksi çağırdı.birkaç dakika içinde giyinip sokağa inmişti.taksi onu bekliyordu.taksiye binip gideceği yeri söyledi.işe yetişmek için yeterince vakti vardı.vaktinde de yetişti zaten.hemen odasına çıkıp kendine bir kahve söyledi ve o gün yapacağı işlere baktı.notlarında öğleden sonra pazarlama sorumlusuyla toplantısı olduğu yazıyordu."bu da kim şimdi?" dedi kendi kendine.daha tanımıyordu bile.telefonu açıp genel müdür'le bu konuyu konuşacaktı ancak telefonun ucundaki sekreteriydi.genel müdür'ün patron'la toplantısı olduğunu ve toplantıyla ilgili profesör'ün onu bilgilendireceğini söyleyip telefonu kapattı.birkaç dakika sonra kapı çalındı.gelen profesör'dü.elindeki dosyalarla içeri girdi.lafı uzatmadan toplantının içeriğini anlatmaya başladı.elindeki dosyalarda daha önceki reklam kampanyaları hakkında bilgiler yer alıyordu.toplantıda bunlar hakkındaki düşüncelerini aktarmasını istiyordu.toplantı saat 13:30'daydı.neredeyse 4 saati olmasına rağmen dosyaları incelemeye başlamıştı bile..

Ocak 14, 2012

cevapsız kalan sorular

eve geldiğinde kafasındaki soru işaretlerinden bazıları kaybolmasına rağmen hala birçok sorusu cevapsız kalmıştı.ve birçok da yeni soru eklenmişti eskilerine.profesör'ün anlattığı hikayeyi düşündü.her ne kadar söylentiden ibaret olduğunu söylese de öyle olduğunu düşünmüyordu.daha patronunu bile tanımıyorken diğer eski ortaklar da nerden çıkmıştı şimdi? ve şu anlattığı hikaye gerçek miydi? eğer gerçekse şu an rakip firmaların birinin patronu çalıştığı şirketin kurucularından olmalıydı.ve şu 3. ortak meselesi.ona gerçekten ne olmuştu? en önemlisi de bu hikaye gerçek miydi? tüm bu soruları kenara bırakıp bir fincan kahve hazırladı kendisine.televizyonun karşısına geçip kahvesini yudumlamaya başlarken haberler takıldı gözüne.ilgisini çeken şey eski şirketiyle ilgili bir haber olmasıydı.maddi hesapların incelemeye alındığını söylüyordu.daha şirketten ayrılalı 1 gün olmasına rağmen böyle bir şeyin kendisine uzanacağını düşündü önce.ama bir alakası yoktu ki bu olayla.zaten haberin devamında şüphelinin gözaltına alındığını ve suçunu itiraf ettiğini söyledi spiker.garip bir haberdi ve başka bir bilgi de yoktu konuyla ilgili.merak etse de çok umursamadı.ne de olsa artık orda çalışmıyordu.kanalı değiştirdi.sevdiği bir komedi dizisine rastlamıştı.uzun zamandır takip edemiyordu bu diziyi.koltuğa iyice yerleşip kahvesinden bir yudum daha aldı ve izlemeye başladı..

Ocak 13, 2012

şirketin kuruluşu hakkındaki söylentiler

kadın konuşmaya başladı:
- öncelikle bu şirkette asla isim kullanmayız.genel müdür'le tanıştın zaten.bana da herkes profesör der.burada ne yaptığımızı merak ediyorsundur mutlaka? şimdilik yeni bir ilaç ve tedavi yöntemi ile ilgili araştırma yaptığımızı bilmen yeterli.öğrenmek istediğin başka bir şey var mı?
- sormak istediğim çok şey var aslında..
- başla bir yerden..
- neden isim kullanamıyoruz?
- gizlilik politikaları.patronun bu konuda hassasiyeti var.aslında hiçkimse tam olarak nedenini bilmiyor..
- peki bu kuralı bozan olmadı hiç?
- ben öyle bir olaya şahit olmadım.ancak bazı söylentiler de yok değil..
- ne gibi?
- şirket ilk kurulduğunda patron ve 2 ortağı arasındaki gizli bir anlaşma bu.söylentiye göre ortaklardan biri patronun ismini diğer ortağa söylemiş..
- böyle bir anlaşma yaptılarsa nereden öğrenmiş ki?
- ikisinin çocukluk arkadaşı olduğu söyleniyor.bu proje ikisinin ortak fikriymiş ve diğer ortak da maddi destek sağlayan tarafmış..
- sonra ne olmuş?
- maddi destek sağlayan üçüncü ortağa ne olduğunu bilen yok.diğer ortağın burdan ayrılıp kendi şirketini kurduğu söyleniyor..
- anlaşılan şirketin kuruluşu biraz sancılı geçmiş..
- başta dediğim gibi bunlar sadece bir söylenti.gerçeği bilen yalnızca patron..
- anlıyorum.peki benim bundan sonraki ismim ne olacak?
- buna karar verecek olan sensin..
profesör koltuğundan kalktı ve "sana iyi çalışmalar" deyip odadan ayrıldı.yeniden odasında yalnız kalmıştı..

Ocak 12, 2012

ilk izlenim

dosyaları inceliyordu fakat dedikleri gibi yasa dışı bir işleme rastlamamıştı.her şey kurallarına göre yapılmıştı.hatta bu kadar düzgün kayıt tutulan bir şirket görmek çok zordu.daha yeni olduğundan bir anda şirketin tüm sırlarını paylaşmak istemediklerini düşündü ama o zaman niye pek de yasal olmayan işlerde olduklarını söylemişti ki? kafası iyice karışmıştı.şirket hakkında daha çok bilgi almak içın genel müdürün yanına gitmeyi düşündü.aslında tam olarak ne iş yaptıklarını bile bilmiyordu henüz.odasından çıkarken kapıda genel müdürü gördü.yanında beyaz önlüklü bir kadın vardı.bu da kimdi ve ikisinin ne işi vardı odasının önünde.genel müdür söze girdi hemen."ben de seni profesör'le tanıştırmaya geliyordum." dedi.restoranda konuştukları 'yasa dışı deneyler' geldi aklına.bu konuda bilgi alabileceği kişinin profesör dediği kadın olduğunu düşündü.hep birlikte odaya girdiler.profesör denilen kadınla neredeyse aynı yaşlardaydı.kadına dikkatlice baktı.kendinden emin ve rahat bir duruşu vardı.genel müdür "benim çıkmam gerekiyor.profesör'den işle ilgili gereken bilgileri alabilirsin." diyerek odadan ayrıldı ve odada profesör'le başbaşa kaldılar..

Ocak 11, 2012

yeni bir iş

istifa etmesine başta patronu olmak üzere herkes şaşırmıştı.işini iyi yapıyordu ve iş arkadaşlarıyla arası da iyiydi.patronu nedenini sormak için yanına çağırdı ama farklı bir iş yapmak istediğini söyleyip kısa kesti konuşmayı.tokalaşıp vedalaştılar.yeni işine gitmek için heyecanlanıyordu.hemen bir taksi çağırdı ve yeni iş yerini tarif etti.çok uzak değildi oraya.yaklaşık 20 dakika sürmüştü yol.taksicinin parasını ödeyip indi.yeni iş yeri büyük bir binaydı.taksiden iner inmez kapıdaki görevli karşıladı onu.genel müdürün onu beklediğini söyledi ve ofise kadar ona eşlik etti.kapıyı çalıp odaya girdi."hoş geldin" diyerek karşıladı onu genel müdür.bu restoranda konuştuğu adamdı."ben patronla tanışmayı bekliyordum" dedi ama gülümseyerek bu kadar aceleci olmaması gerektiğini söyledi koltuğundan ona bakan adam.masasında birkaç dosya vardı.onları işaret ederek "bu dosyaları incelemekle işe başlayabilirsin" dedi.koltuğundan dosyaları aldı."sana yeni ofisine kadar eşlik edeyim" dedi ve odasına kadar götürdü onu.dosyaları verdi ve "kolay gelsin" diyerek ayrıldı yanından.yeni iş yerinde, yeni ofisinin kapısının önünde tek başınaydı.kapıyı açıp içeri girdi.eski ofisinden daha büyük bir odaydı ve manzarası da hoşuna gitmişti.hemen masasına oturup dosyaları açtı ve merakla incelemeye başladı..

Ocak 10, 2012

istifa

eve geldiğinde hala kafası karışıktı.tüm öğleden sonrası yemekte konuştuklarını düşünerek geçmişti.iş teklifini kabul etmişti.yapacağı işin yasal olmaması bile umrunda değildi.o adamın bağlantılarının ve iş ortaklarının güçlü kişiler olduğundan emindi.zaten yasal olup olmaması neyi değiştirirdi ki.para kimdeyse güç ondaydı.iş hayatı boyunca birçok örneğini görmüştü.dikkatli bakılırsa her şirketin mutlaka bir açığı bulunabilirdi.bunların birçoğu zararsız birkaç şey olduğun görmezden gelinirdi.daha doğrusu şirketlerin ayakta kalması için buna mecburlardı.ancak güçlü birilerini karşınıza aldıysanız hayatınızı cehenneme çevirebilirlerdi.birçok şirket görmüştü bu şekilde yokolan.kimse temiz değildi bunu da herkes bilirdi.o yüzden içi rahattı.hep hayali olan reklamcılık işini de yapabileceği için heyecanlıydı.işe başlamak için sabırsızlanıyordu.ancak öncesinde diğer işinden, ona göre eski işinden, istifa etmesi gerekiyordu.bilgisayarın başına geçip istifa dilekçesini hazırlamaya başladı..

Ocak 09, 2012

beklenen buluşma

masaya oturup beklemeye başladı.nasıl birisini beklediği hakkında bir fikri yoktu.sadece gönderdiği e-postalar ve telefondaki birkaç saniyelik ses vardı.orda olmaktan pişman değildi ancak hala nasıl bir iş olduğunu bilmemekten rahatsızdı.garson gelip bir iteği olup olmadığını sordu.birazdan misafirinin geleceğini söyledi.garson "peki" anlamında başını sallayıp uzaklaştı yanından.gözü restoranın girişindeydi hep.her gelen kişiyi dikkatle inceliyordu acaba onun yanına mı geliyor diye.birkaç dakika sonra içeri siyah takım elbiseli bir adam girdi.adamla göz göze geldiler.beklediği kişi o olmalıydı.adam yanına doğru geldi ve "iyi günler" deyip oturdu.bir şey sormasını beklemeden anlatmaya başladı adam.anlattıkları mantıklı geliyordu ancak hala nasıl bir iş olduğunu öğrenememişti."bu iş her ne kadar yasal gibi görünse de pek öyle değil.yaptığımız deneyler çok gizli ve çok fazla kişinin bilmemesi gereken şeyler.sana niye ihtiyacımız olduğuna gelirsek, bu projeyi yasallaştırabilmek ve yaptığımız işe yatırımcıları çekebilmek için birilerine ihtiyacımız vardı.senin hem mali konulardaki bilginden hem de reklam konusundaki ilginden ve yeteneğinden, faydalanmak istiyoruz.." dedi adam.bu teklif karşısında şaşırmıştı ancak konuyla ilgili daha çok şey öğrenmek istiyordu.bu onu biraz korkutsa da aslında hoşuna gitmişti..

Ocak 08, 2012

yalnız geçen okul yılları

ofisinde otururken geçmişini düşünmeyi seviyordu.çocukluğu çok mutlu geçmese de o günlere dair hatırladıkları kendini iyi hissettiriyordu.küçük yaşta yatılı okumaya başladığından ailesiyle çok fazla zaman geçirememişti.zaten yatılı okulun ilk yıllarında babasını kaybetmesiyle iyice kopmuştu ailesinden.annesini görmeye çok nadir gider olmuştu.liseden mezun olup üniversite sınavlarına girdiğinde geleceğe dair bir planı yoktu.reklamcılık okumak istemesine rağmen annesinin ve hocalarının yönlendirmesiyle işletme okumaya karar vermişti.bu bütün hevesini alıp götürmüştü zaten.iyi bir üniversite kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu herkes ve öyle de oldu.üniversiteyi ikincilikle tamamladı.mezun olduktan sonra da çok fazla iş araması gerekmemişti.başlarda seviyordu işini ama her gün aynı şeyleri yapmak sıkmıştı onu.şu iş teklifi de tam böyle bir zamana denk geldiğinden bir umut yeşermişti içinde.beklediği e-posta gelmiş mi diye tekrar kontrol etti.yeni bir e-posta vardı.heyecenla hemen açıp okudu.buluşma yeri ve saati yazıyordu.arada sırada yemek yemeğe gittiği bir restorandı burası.öğle yemeğinde orada buluşabilecekleri yazıyordu.çok fazla düşünmedi gidip gitmemek konusunda.neredeyse daha 45 dakika vardı öğle yemeği molasına.sabırsızlıkla zamanın geçmesini beklemeye başladı..

Ocak 07, 2012

yine aynı kabus

kan ter içerisinde uyandı.son zamanlarda çok sık gördüğü bir kabustu bu.yine aynı şey oluyordu.bunları psikoloğuna anlattığında iş hayatının stresinden kaynaklandığını söyleyip, en azından birkaç haftalık bir tatile çıkmasını tavsiye ediyordu.fakat çok umursamadı bu dediklerini.psikologların tedavi konusunda bir yardımı olduğuna inanmazdı.onun için dert dinleyen bir arkadaştan ibaretlerdi, arkadaşlarına anlatamadıklarını anlattığı kimseler.saate baktı henüz 2:37'ydi.işe gitmesine daha çok vardı.mutfağa gidip bir bardak su doldurdu ve kendine gelmeye çalıştı.niye sürekli aynı kabusu görüyordu? bunu sordu defalarca kendine.ama bir cevap bulamıyordu.gördüklerini düşündü tekrar.başını hatırlamıyordu ama sonu çok nette.işyerinin terasında boşluğa doğru bakarken "bu şekilde bitmek zorunda değil.kurtulmak senin elinde." diyen bir ses duyuyordu.arkasını dönüp baktığında ona elini uzatan bir kadın.tam elini uzattığında dengesini kaybedip boşluktan aşağı süzülürken uyanıyordu.bunları düşünürken iyice kaçmıştı uykusu ancak uyuması gerekiyordu.bir bardak daha su içip yatağına döndü.hala gördüğü kabusu düşünüyor olsa da birkaç dakika içinde uyumuştu bile..

Ocak 06, 2012

kısa bir konuşma

mutfağa neden geldiğini unutmuştu bir an.aklı hala annesiyle olan konuşmasındaydı.izine ayrılmasının iyi geleceğini düşünse de onu burada tutan bir şey vardı.niye orada olduğunu hatırlayana kadar birkaç saniye boş gözlerle etrafı süzdü.süt içmek için geldiğini hatırlayınca buzdolabına gidip sütü aldı ve büyük bir bardağa doldurdu.yatmadan önce süt içmek rahatlatıyordu onu.çocukluğu geldi aklına.aslında çocukluğuna dair hatırladığı çok fazla şey yoktu.en belirgini her gece yatmadan önce babasının getirdiği bir bardak süttü.sütünü alıp salona gitti.televizyonu açıp kanalları değiştirmeye başladı.izleyecek bir şey bulamıyordu.zaten dizi tekrarları ve saçma yarışmalardan başka bir şeyde yoktu.o sırada telefon çaldı.tanıdık geliyordu numara ancak kayıtlı değildi telefonunda.yine de cevapladı aramayı.telefondaki ses "iş teklifimizle ilgilendiğiniz için teşekkür ederiz.ancak şu an güvenlik sebebiyle işimizle ilgili ayrıntılı bir bilgi veremeyirouz.hala bu işi istiyorsanız size göndereceğimiz e-postayla görüşme yeri ve saatini bildireceğiz." dedi.telefondaki sese cevap vermeyi denedi ancak çoktan kapanmıştı.numarayı tekrar aradığında "aradığınız numara kullanılmamaktadır" diyen bant kaydını duydu yine.telefonu masaya bırakıp düşünmeye başladı.fakat çok uykusu gelmişti.sütünü bitirip yatağına gitti.kafasını yastığına koydu ve görüşmeye gidip gitmeyeceğini düşünürken uykuya daldı..

Ocak 05, 2012

köşedeki şemsiyeli adam

annesiyle yaptığı yaklaşık yarım saatlik telefon görüşmesinin ardından masadan kalktı ve ofisinin penceresinden dışarıyı seyretmeye başladı.sokakta onlarca insan günlük telaşlarla ordan oraya koşuşturuyordu.yağmur çiselemeye başlamıştı.yağmurla birlikte sokak neredeyse boşalmıştı.bazıları şemsiyelerini açmışlardı bile.o sırada köşede duran siyah şemsiyeli adam dikkatini çekti.onu izlemeye başladı.30'lu yaşlarda, uzun boylu bir adamdı.yağmurun hızlanmasını umursamıyor gibiydi.ısrarla bekliyordu otobüs durağının yanında.otobüs bekliyor heralde diye düşünüp adamı izlemeye devam etti.bir gariplik vardı onda.birkaç dakikadır izlediği halde hiç kıpırdamamıştı.adamı izlerken annesiyle konuştuklarını düşünmeye başladı.uzun zamandır görüşemedikleri için kendisini ziyarete gelmesini istiyordu.işten fazlasıyla bunaldığından bu fikir mantıklı gelmişti ancak kesin kararını vermemişti.bunları düşünürken köşedeki adamın bir anda ona baktığını farketti.aralarındaki mesafe uzak olmasına rağmen sanki gözlerinin içine bakıyordu.bu bakışma yaklaşık 1 dakika sürdü.daha sonra adam sırtını dönüp köşeye doğru ilerledi.birkaç adım sonra gözden kaybolmuştu bile..

Ocak 04, 2012

garip bir e-posta

dışarıdan bakıldığında sessiz, sakin birisiydi.çok fazla arkadaşı yoktu ancak asosyal biri değildi.iş çıkışlarında mutlaka kafeye uğrayıp kahvesini içer sonra evine giderdi.kafeye arkadaşlarıyla geldiği çok nadirdi fakat o akşamlarda tüm vaktini orada geçirirdi.işinin çok yoğun olduğu söylenemezdi.orta büyüklükteki bir şirketin finansal işleriyle ilgileniyor.tüm yaptığı evrakları okuyup formalite imzalar atmaktı.artık sıkılmaya başlamıştı bu işten ama hem tatmin edici maaşı hem de daha uygun bir iş bulamaması onu burada çalışmaya zorluyordu.rutin olarak e-postalarını kontrol ederken bir e-posta gözüne takıldı.belki de beklediği çıkış yoluydu bu."size bir teklifimiz var" yazan e-postayı açtı hemen.içinde ne bir şirket ismi ne de teklife dair açıklayıcı bir şey yazmıyordu.sadece "size bir iş teklif ediyoruz.bu teklifle ilgileniyorsanız bize şu numaradan ulaşabilirsiniz." yazısı ve bir irtibat numarası vardı.çalışmakta olduğu işin bunaltıcılığı teklifi öğrenme isteğini arttırdı ve numarayı tuşladı hemen.telefon çalarken işin ne olduğunu düşünmeye başlamıştı bile ama kimse açmadı telefonu.bir kez daha aradı.bu sefer de "aradığınız numara kullanılmamaktadır" diyen bant kaydı karşıladı onu.telefonu kapatırken biri şaka yaptı heralde diye düşünüp rutin işlerini yapmaya devam etti..

Ocak 03, 2012

kafedeki gizemli kadın

kahvesini yudumlarken kafenin diğer ucundaki kadın dikkatini çekmişti.kendisini izlediğini düşünüyordu ancak kadının rahat tavırları yanlış düşündüğünü hissettirdi.yine de kahvesini çabucak bitirip evine dönmek istiyordu.kahvesinden birkaç yudum daha aldıktan sonra bitmesini bekleyemeden kalkıp kapıya doğru yöneldi.çıkarken o gizemli kadına bir kez daha baktı ancak kadın ona bakmıyordu bile.kitap okumaya dalmış gibiydi.evi kafenin iki sokak ilerisindeydi.her ne kadar şehir merkezi de olsa geceleri ıssız oluyordu sokaklar.etrafta pek fazla açık yer olmuyordu geceleri.birkaç kafe dışında tamamen ıssız denilebilirdi.daha hareketli bir yere taşınmayı düşünürken evine gelmişti bile.apartmanın giriş kapısı açıktı.zaten genelde arızalı olduğundan doğru düzgün kapandığı zamanlar çok nadirdi.3. kattaki dairesine çıkarken anahtarı arıyordu çantasında.kapının önüne geldiğinde ancak bulabilmişti.hemen kapıyı açıp içeri girdi.montunu ve çantasını fortmantoya asıp salona geçti.içeride birisi vardı.ışığı yaktığında onun kafedeki kadın olduğunu farketti.kadın elindeki kitabı masaya bırakıp ona baktı ve "otur hadi" dedi sadece ancak donup kalmıştı kapıda..

Ocak 02, 2012

tuhaf bir gece

her ne kadar cevaptan tatmin olmayacağını bilse de birkaç kelime olsun duymak istiyordu.en azından bir ipucu.. fakat ağzını bıçak açmıyordu.oturduğu koltuktan kalkıp bir sandalye aldı ve kadının karşısına koydu.sandalyeye oturup bir süre gözlerinin içine baktı.aynı soruyu tekrarlamaktan vazgeçıp elindeki dosyayı açtı ve bir fotoğraf gösterdi."bunu kim yaptı?" dedi.kadın birkaç dakika sessiz kaldı.sonra ağzını belli belirsiz oynattı.fakat dudaklarından anlamlı bir kelime çıkmadı.duyulan sadece bir anlık fısıltıdan ibaretti..